.
*Prof.Dr. Şener DİLEK ile Marifet Nurları - Risale-i Nur Sohbeti*
Konu: *Şerlerin Hikmeti ve Kâinattaki Tevhid Mühürleri
Müellif: *Bediüzzaman Said Nursi*
Yer: *Simav*
Gün: Pazartesi
----------------------------------------------------------------------- -----------------------------------------
Evet, herbir çiçek, herbir meyve, herbir yaprak, herbir nebât, herbir hayvan; öyle birer mühr‑ü ehadiyet, birer hâtem‑i samediyettir ki, herbir ağacı, birer mektûb‑u Rabbânî ve herbir tâife‑i mahlûkatı, birer kitab‑ı Rahmânî ve herbir bahçeyi, birer fermân‑ı Sübhânî sûretine çevirerek, o ağaç mektûbuna, çiçekleri adedince mühürler ve meyveleri sayısınca imzalar ve yaprakları miktarınca tuğrâlar basılmış ve o nev\' ve tâife kitabına dahi, onun kâtibini göstermek, bildirmek için fertleri adedince hâtemler basılmış. Ve o bahçe fermânına, onun sultanını tanıttırmak, târif etmek için o bağ içinde bulunan nebât, ağaç, hayvan sayısınca sikkeler basılmış.
59
Hattâ herbir ağacın mebde\'inde ve müntehâsında ve üstünde ve içinde هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ isimlerinin işâret ettikleri dört sikke‑i tevhid var.
İsm‑i Evvel ile işâret edildiği gibi: Herbir meyvedâr ağacın menşe-i aslîsi olan çekirdek (Hâşiye)
Eski zamandan beri darb‑ı mesel olarak umumun dilinde ve lisân‑ı nâsta gezen şu “Çekirdekten yetişme” sözü, bu risalenin müellifine bir işâret‑i gaybiye-i örfiye denilebilir. Çünkü, Risale‑i Nur hâdimi olan şahıs, Kur\'ânın feyziyle, çekirdek ve çiçekte tevhid için iki mîrâc-ı mârifet keşfederek tabîiyyûnları boğan aynı yerde, âb‑ı hayat bulmuş ve çekirdekten hakikate ve nur‑u mârifete yetişmiş ve bu iki şeyin Risale‑i Nurda ziyâde tekrarları bu hikmete binâendir.
, öyle bir sandukçadır ki, o ağacın programını ve fihristesini ve plânını‥ ve öyle bir tezgâhtır ki, onun cihâzâtını ve levâzımatını ve teşkilâtını‥ ve öyle bir makinedir ki, onun iptidâdaki incecik vâridâtını ve latîfâne masârifini ve tanzimâtını taşıyor.
Ve İsm‑i Âhir’le işâret edildiği gibi: Herbir ağacın neticesi ve meyvesi öyle bir târifenâmedir ki, o ağacın eşkâlini ve ahvâlini ve evsâfını‥ ve öyle bir beyânnâmedir ki, onun vazifelerini ve menfaatlerini ve hâssalarını‥ ve öyle bir fezlekedir ki, o ağacın emsâlini ve ensâlini ve nesl‑i âtîsini o meyvenin kalbinde bulunan çekirdekler ile beyân ediyor, ders veriyor.
60
Ve İsm‑i Zâhir’le işâret edildiği gibi: Her ağacın giydiği sûret ve şekil, öyle musannâ ve münakkaş bir hulledir, bir libâstır ki, o ağacın dal ve budak ve âzâ ve eczâsıyla tam kâmetine göre biçilmiş, kesilmiş, süslendirilmiş. Ve öyle hassas ve mîzanlı ve mânidârdır ki, o ağacı bir kitap, bir mektup, bir kaside sûretine çevirmiştir.
Ve İsm‑i Bâtın ile işâret edildiği gibi: Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi, bütün ayrı ayrı âzâlarına lâzım olan maddeleri ve rızıkları, gayet mükemmel bir intizam altında sevk ve taksim ve tevzî ile beraber akılları hayret içinde bırakan şimşek çakmak gibi bir sürat ve saati kurmak gibi bir sühûlet ve bir orduya arş demek gibi bir birlik ve beraberlik ile o hârika fabrika işliyor.
*Prof.Dr. Şener DİLEK ile Marifet Nurları - Risale-i Nur Sohbeti*
Konu: *Şerlerin Hikmeti ve Kâinattaki Tevhid Mühürleri
Müellif: *Bediüzzaman Said Nursi*
Yer: *Simav*
Gün: Pazartesi
----------------------------------------------------------------------- -----------------------------------------
Evet, herbir çiçek, herbir meyve, herbir yaprak, herbir nebât, herbir hayvan; öyle birer mühr‑ü ehadiyet, birer hâtem‑i samediyettir ki, herbir ağacı, birer mektûb‑u Rabbânî ve herbir tâife‑i mahlûkatı, birer kitab‑ı Rahmânî ve herbir bahçeyi, birer fermân‑ı Sübhânî sûretine çevirerek, o ağaç mektûbuna, çiçekleri adedince mühürler ve meyveleri sayısınca imzalar ve yaprakları miktarınca tuğrâlar basılmış ve o nev\' ve tâife kitabına dahi, onun kâtibini göstermek, bildirmek için fertleri adedince hâtemler basılmış. Ve o bahçe fermânına, onun sultanını tanıttırmak, târif etmek için o bağ içinde bulunan nebât, ağaç, hayvan sayısınca sikkeler basılmış.
59
Hattâ herbir ağacın mebde\'inde ve müntehâsında ve üstünde ve içinde هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ isimlerinin işâret ettikleri dört sikke‑i tevhid var.
İsm‑i Evvel ile işâret edildiği gibi: Herbir meyvedâr ağacın menşe-i aslîsi olan çekirdek (Hâşiye)
Eski zamandan beri darb‑ı mesel olarak umumun dilinde ve lisân‑ı nâsta gezen şu “Çekirdekten yetişme” sözü, bu risalenin müellifine bir işâret‑i gaybiye-i örfiye denilebilir. Çünkü, Risale‑i Nur hâdimi olan şahıs, Kur\'ânın feyziyle, çekirdek ve çiçekte tevhid için iki mîrâc-ı mârifet keşfederek tabîiyyûnları boğan aynı yerde, âb‑ı hayat bulmuş ve çekirdekten hakikate ve nur‑u mârifete yetişmiş ve bu iki şeyin Risale‑i Nurda ziyâde tekrarları bu hikmete binâendir.
, öyle bir sandukçadır ki, o ağacın programını ve fihristesini ve plânını‥ ve öyle bir tezgâhtır ki, onun cihâzâtını ve levâzımatını ve teşkilâtını‥ ve öyle bir makinedir ki, onun iptidâdaki incecik vâridâtını ve latîfâne masârifini ve tanzimâtını taşıyor.
Ve İsm‑i Âhir’le işâret edildiği gibi: Herbir ağacın neticesi ve meyvesi öyle bir târifenâmedir ki, o ağacın eşkâlini ve ahvâlini ve evsâfını‥ ve öyle bir beyânnâmedir ki, onun vazifelerini ve menfaatlerini ve hâssalarını‥ ve öyle bir fezlekedir ki, o ağacın emsâlini ve ensâlini ve nesl‑i âtîsini o meyvenin kalbinde bulunan çekirdekler ile beyân ediyor, ders veriyor.
60
Ve İsm‑i Zâhir’le işâret edildiği gibi: Her ağacın giydiği sûret ve şekil, öyle musannâ ve münakkaş bir hulledir, bir libâstır ki, o ağacın dal ve budak ve âzâ ve eczâsıyla tam kâmetine göre biçilmiş, kesilmiş, süslendirilmiş. Ve öyle hassas ve mîzanlı ve mânidârdır ki, o ağacı bir kitap, bir mektup, bir kaside sûretine çevirmiştir.
Ve İsm‑i Bâtın ile işâret edildiği gibi: Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi, bütün ayrı ayrı âzâlarına lâzım olan maddeleri ve rızıkları, gayet mükemmel bir intizam altında sevk ve taksim ve tevzî ile beraber akılları hayret içinde bırakan şimşek çakmak gibi bir sürat ve saati kurmak gibi bir sühûlet ve bir orduya arş demek gibi bir birlik ve beraberlik ile o hârika fabrika işliyor.
- Kategori
- Prf.Dr.Şener DİLEK

Yorumlar