Eğitimci Yazar Said Şaşmaz Ağabeyin 15 Nisan 2025 tarihinde İstanbul Sultanbeyli’de takipçileriyle yaptığı sohbet-söyleşiyi derledik.
“Şu kâinatta insan karınca kadar küçük. Allah insanı neden izlesin, neden onunla muhatap olsun, ona neden ceza veya mükafat versin…?”
Bu sohbette; Said Abiye bir genç tarafından sorulan bu soruya cevap veriliyor.
Kâinatta insanın ne kadar değerli olduğu ve Cenab-ı Hakka insanın muhatap olduğu gibi noktalara temas ediliyor.
2 Hafta önce Sakarya’daki medrese açılışındaki sohbette 23. Söz’den 4. Nükte okunmuştu. Bu sohbet, Sakarya’daki sohbete benzer şekilde başladı, ama devamında Mesnevî-i Nuriye ve 24. Söz’den farklı metinler ile devam edince farklı, orijinal bir sohbet ortaya çıkmış oldu.
Çok beğeneceğinizi düşünüyoruz.
Okunan Metin-1: 23. Söz, İkinci Mebhas 4. Nükte’den;
"Hem deme ki: "Ben hiçim, ne ehemmiyetim var ki bu kâinat bir Hakîm-i Mutlak tarafından kasdî olarak bana teshir edilsin, benden bir şükr-ü küllî istenilsin?”
Çünkü sen, çendan nefsin ve suretin itibarıyla hiç hükmündesin. Fakat vazife ve mertebe noktasında, sen şu haşmetli kâinatın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcudatın belâgatlı bir lisan-ı nâtıkı ve şu kitab-ı âlemin anlayışlı bir mütalaacısı ve şu tesbih eden mahlukatın hayretli bir nâzırı ve şu ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.
Evet ey insan! Sen, nebatî cismaniyetin cihetiyle ve hayvanî nefsin itibarıyla sağir bir cüz, hakir bir cüz'î, fakir bir mahluk, zayıf bir hayvansın ki bütün dehşetli mevcudat-ı seyyalenin dalgaları içinde çalkanıp gidiyorsun. Fakat muhabbet-i İlahiyenin ziyasını tazammun eden imanın nuruyla münevver olan İslâmiyet'in terbiyesiyle tekemmül edip; insaniyet cihetinde, abdiyetin içinde bir sultansın ve cüz'iyetin içinde bir küllîsin, küçüklüğün içinde bir âlemsin ve hakaretin içinde öyle makamın büyük ve daire-i nezaretin geniş bir nâzırsın ki diyebilirsin: "Benim Rabb-i Rahîm'im dünyayı bana bir hane yaptı. Ay ve güneşi, o haneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nimet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı. Ve nebatatı, o hanemin ziynetli levazımatı yapmıştır."
Okunan Metin-2: Mesnevî-i Nuriye, Habbe’den;
İ'lem eyyühe'l-aziz!
Hilkat şeceresinin semeresi insandır. Malûmdur ki semere, bütün eczanın en ekmeli ve kökten en uzağı olduğu için bütün eczanın hâsiyetlerini, meziyetlerini hâvidir. Ve keza hilkat-i âlemin ille-i gaiye hükmünde olan çekirdeği yine insandır.
İnsanın çekirdeği olan kalp, ubudiyet ve ihlas altında İslâmiyet ile iska edilmekle imanla intibaha gelirse nurani, misalî âlem-i emirden gelen emir ile öyle bir şecere-i nurani olarak yeşillenir ki onun cismanî âlemine ruh olur. Eğer o kalp çekirdeği böyle bir terbiye görmezse kuru bir çekirdek kalarak nura inkılab edinceye kadar ateş ile yanması lâzımdır.
Okunan Metin-3: 24. Söz, Beşinci Dal, 5. Meyve’den;
Nasıl ki tohum olacak kıymettar bir meyve-i zîşuur, ağacın altındaki zîruhlara baksa, güzelliğine güvense, kendini onların ellerine atsa veya gaflet edip düşse onların ellerine düşecek, parçalanacak, âdi bir tek meyve gibi zayi olacak. Eğer o meyve, nokta-i istinadını bulsa içindeki çekirdek, bütün ağacın cihetü'l-vahdetini tutmakla beraber ağacın bekasına ve hakikatinin devamına vasıta olacağını düşünebilse, o vakit o tek meyve içinde bir tek çekirdek, bir hakikat-i külliye-i daimeye, bir ömr-ü bâki içinde mazhar oluyor.
Öyle de insan, eğer kesrete dalıp kâinat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fânilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena hem fâni hem ademe düşer. Hem manen kendini idam eder. Eğer lisan-ı Kur'an'dan kalp kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa, vahdete müteveccih olsa ubudiyetin mi'racıyla arş-ı kemalâta çıkabilir. Bâki bir insan olur.
İstifade edilmesi temennisiyle…
- Kategori
- Said ŞAŞMAZ

Yorumlar