Biliyorum Ama Günahlardan Kurtulamıyorum Ne Yapmam Lazım?

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Ekleme Tarihi by admin
10 İzlenme

Biliyoruz, hem de bal gibi biliyoruz... Günahların sonunu, ahiretin varlığını, ölümün her an gelebileceğini çok iyi biliyoruz. Peki neden bile bile ahiretimizi dünyaya feda ediyoruz? Neden geçici dünya hayatını ebedi saadetimize tercih ediyoruz? Bu videomuzda; bu asrın en dehşetli hastalığı olan "erteleme" ve "istikbal kaygısı" (gelecek endişesi) meselelerini masaya yatırıyoruz. Bir kese altınla giden çocuğun baloncuya kanması gibi, ebedi cenneti kazandıracak ömür sermayemizi geçici dünyalıklar için nasıl harcadığımızı yüzleşerek anlatıyoruz. "Çocuğumun istikbalini kazanması lazım, Kur'an'ın zamanı sonra gelir" deyip aniden vefat eden babanın sarsıcı hikayesi, Peygamberimizin (s.a.v) kabristandaki "Hiçbiri işini bitiremeden gitti" uyarısı ve meşru olmayan ihtiyaçları zaruri gösteren modern dünyanın tuzakları bu sohbette. Kendinizi sorgulatacak ve uykudan uyandıracak manevi bir terapi!

 

OKUNAN YER (KASTAMONU LAHİKASI)

 

Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. Ben bundan çok hayret ediyordum. Bugünlerde ihtar edildi ki, nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa, sair âzâ vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar; öyle de hırs-ı hayat ve hıfzı ve zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniyede derc edilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbapla yaralanmış, sair letâifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış. Hem nasıl ki bir cazibedar sefihane ve sarhoşane şâşaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi, büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakikî vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar; öyle de bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli, fakat cazibeli ve elîm, fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî latifelerini ve kalb ve aklını nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor. Evet, hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için, zaruret derecesinde olmak şartıyla, bazı umur-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer’iye var. Fakat, yalnız bir ihtiyaca binaen helâkete sebebiyet vermeyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur. Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki, küçük bir ihtiyaç ve âdi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umur-u diniyeyi terk eder.

 

 

 

00:00 Fragman

00:45 Biliyoruz Ama Neden Bile Bile Yapıyoruz?

04:10 Biliyorum Ama Yapamıyorum! (Ruhumuzdaki Yara)

06:58 Gelecek Kaygısı (Endişe-i İstikbal) Bize Neden Verildi?

12:45 Peygamberimizin Kabristan Uyarısı: "Hiçbiri İşini Bitiremedi"

18:00 Medeniyetin Tuzağı: İhtiyaçları 4'ten 400'e Çıkardılar

22:24 "Aman Başıma Bir İş Gelmesin" Diyenlere Cevap

24:53 Hz. Ebubekir ve Bediüzzaman'ın Eşsiz Dava Ruhu

Kategori
Said ŞAŞMAZ

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.