İnsan neden sevdiklerini kaybetmekten, gençliğin ve güzelliklerin solup gitmesinden bu kadar acı çeker? Dünyadaki ayrılıkların, hüzünlerin ve feryatların arkasında yatan asıl sır nedir?
Bu sohbetimizde; kalbimizdeki \"ayrılık acısını\" tamamen bitirecek, ruhumuza ilaç gibi gelecek muazzam bir hakikati konuşuyoruz. Akıp giden suyun üzerindeki kabarcıkların güneşi yansıtması gibi, kainattaki tüm güzelliklerin sadece birer \"ayna\" olduğunu, asıl güzellik sahibinin ise Baki (sonsuz) olan Allah olduğunu idrak edeceğiz. Mimar Sinan\'ın ustalık eseri Selimiye Camii üzerinden verilen muhteşem bir örnekle; gidenin ve eskiyenin arkasından neden üzülmememiz gerektiğini akli ve mantıki delillerle ispatlıyoruz. Dünyaya, eşyaya ve masivaya (Allah dışındaki her şeye) olan bakış açınızı değiştirecek bu ders, içinizi ferahlatacak manevi bir terapi hükmündedir. Hakikatte ayrılık yoktur, Beka ve Baki olan vardır!
OKUNAN YER (Şualar)
Birinci nokta: Meşreplerinde, mesleklerinde birbirinden ayrı ve uzak olan bütün ehl-i hakikatın reisleri, zevk ve keşfe istinad ederek, icma ile, ittifak ile iman edip hükmediyorlar ki, bütün mevcudattaki hüsün ve cemâl, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücudda bulunan mukaddes hüsün ve cemâlin gölgesi ve lemeâtı ve perdelerin arkasında cilvesidir. İkinci nokta: Bütün güzel mahlûklar, kàfile kàfile arkasında durmayarak gelip gidiyorlar, fenâya girip kayboluyorlar. Fakat o âyineler üstünde kendini gösteren ve cilvelenen yüksek ve tebeddül etmez bir güzellik, tecellîsinde devam ettiğinden kat’î bir surette gösterir ki, o güzellikler o güzellerin malı ve o âyinelerin cemâli değildir. Belki güneşin cemâl-i şuaâtı cereyan eden suyun üzerindeki kabarcıklarda göründüğü gibi, sermedî bir cemâlin ışıklarıdırlar. Üçüncü nokta: Nurun gelmesi elbette nuranîden. Vücut vermesi her halde mevcuttan ve ihsan ise gınâdan Sehavet ise servetten ve talim ilimden gelmesi bedihî olduğu gibi Hüsün vermek dahi hasenden ve güzelleştirmek güzelden ve cemâl vermek cemilden olabilir, başka olamaz. İşte bu hakikate binaen iman ederiz ki, bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki, bu mütemâdiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla âyinedarlık dilleriyle o güzelin cemâlini tavsif ve târif eder.
Video Bölümleri
00:00 Fragman
00:30 Ayrılık Acısından Kurtaracak O Ders
02:06 Bütün Kainatın Bir Ayna Olması ve \"Masiva\" Sırrı
05:02 Allah\'ı Nasıl Unuttuk? Dünyanın Bizi Kandıran Cazibesi
08:29 Ayrılık Feryatlarının Arkasındaki Asıl Sır: Beka Aşkı
11:24 Eşyanın Faniliği, Allah\'ın Sonsuzluğuna Nasıl Delildir?
18:54 Akli Deliller
23:54 İnsanı Namaza Ok Gibi Fırlatan O Muazzam Hakikat
Bu sohbetimizde; kalbimizdeki \"ayrılık acısını\" tamamen bitirecek, ruhumuza ilaç gibi gelecek muazzam bir hakikati konuşuyoruz. Akıp giden suyun üzerindeki kabarcıkların güneşi yansıtması gibi, kainattaki tüm güzelliklerin sadece birer \"ayna\" olduğunu, asıl güzellik sahibinin ise Baki (sonsuz) olan Allah olduğunu idrak edeceğiz. Mimar Sinan\'ın ustalık eseri Selimiye Camii üzerinden verilen muhteşem bir örnekle; gidenin ve eskiyenin arkasından neden üzülmememiz gerektiğini akli ve mantıki delillerle ispatlıyoruz. Dünyaya, eşyaya ve masivaya (Allah dışındaki her şeye) olan bakış açınızı değiştirecek bu ders, içinizi ferahlatacak manevi bir terapi hükmündedir. Hakikatte ayrılık yoktur, Beka ve Baki olan vardır!
OKUNAN YER (Şualar)
Birinci nokta: Meşreplerinde, mesleklerinde birbirinden ayrı ve uzak olan bütün ehl-i hakikatın reisleri, zevk ve keşfe istinad ederek, icma ile, ittifak ile iman edip hükmediyorlar ki, bütün mevcudattaki hüsün ve cemâl, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücudda bulunan mukaddes hüsün ve cemâlin gölgesi ve lemeâtı ve perdelerin arkasında cilvesidir. İkinci nokta: Bütün güzel mahlûklar, kàfile kàfile arkasında durmayarak gelip gidiyorlar, fenâya girip kayboluyorlar. Fakat o âyineler üstünde kendini gösteren ve cilvelenen yüksek ve tebeddül etmez bir güzellik, tecellîsinde devam ettiğinden kat’î bir surette gösterir ki, o güzellikler o güzellerin malı ve o âyinelerin cemâli değildir. Belki güneşin cemâl-i şuaâtı cereyan eden suyun üzerindeki kabarcıklarda göründüğü gibi, sermedî bir cemâlin ışıklarıdırlar. Üçüncü nokta: Nurun gelmesi elbette nuranîden. Vücut vermesi her halde mevcuttan ve ihsan ise gınâdan Sehavet ise servetten ve talim ilimden gelmesi bedihî olduğu gibi Hüsün vermek dahi hasenden ve güzelleştirmek güzelden ve cemâl vermek cemilden olabilir, başka olamaz. İşte bu hakikate binaen iman ederiz ki, bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki, bu mütemâdiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla âyinedarlık dilleriyle o güzelin cemâlini tavsif ve târif eder.
Video Bölümleri
00:00 Fragman
00:30 Ayrılık Acısından Kurtaracak O Ders
02:06 Bütün Kainatın Bir Ayna Olması ve \"Masiva\" Sırrı
05:02 Allah\'ı Nasıl Unuttuk? Dünyanın Bizi Kandıran Cazibesi
08:29 Ayrılık Feryatlarının Arkasındaki Asıl Sır: Beka Aşkı
11:24 Eşyanın Faniliği, Allah\'ın Sonsuzluğuna Nasıl Delildir?
18:54 Akli Deliller
23:54 İnsanı Namaza Ok Gibi Fırlatan O Muazzam Hakikat
- Kategori
- Said ŞAŞMAZ

Yorumlar