Ziya Arun ağabeyin beynine elektro şok verilir. Bediüzzaman 4 Ziya’mdan biri demişti. Necati Usun..

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Ekleme Tarihi by admin
1 İzlenme
YUSUF ZİYA ARUN
1926 Konya-Beyşehir doğumlu Yusuf Ziya Arun Ağabey, Risale-i Nur Külliyatının Emirdağ Lâhikası’nın ikinci kısmında diğer ağabeylerle beraber adı geçmektedir. Zübeyir Ziya Sungur, Ziya gibi… Aynı kitapta Yusuf Ziya Arun imzalı “Devlet Bakanlığına” diye bir de müstakil mektubu vardır. Ziya Arun Ağabey 5 Mayıs 1997 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.
Her insanın, herkesin, hepimizin elbette bir şekilde imtihanı var… Nur talebesi olmak bir ayrıcalık vermediği gibi, bilakis nurcuların imtihanı daha da şiddetli geçiyor… Bediüzzaman Hazretlerinin “dört Ziya’mdan biri” dediği Yusuf Ziya Arun ağabeyin imtihanı ise kolayca anlaşılabilecek türden değil… Muhtemelen bir benzeri de yok…
VÂ ESEFA…
Konya’da daha lise çağlarında Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u bulan Ziya Arun ağabey, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümüne talebe olur... Otuz yaşlarına kadar da, zeki, faal, aktif bir nur talebesi olarak Üstad’ın en yakınlarında hizmet-i nuriyede bulunur. Vâ Esefa! Otuzlu yaşlarında iken, bir karakol işkencesiyle Ziya ağabeyin dünyası kararıverir… Karakolda, bir cihazla elektroşok uygulanarak beynine hasar verilir... Ziya ağabeyin çileli hayatı bu şekilde, bu karakolda başlar; vefatına kadar da devam eder… Vefatından sonra rüya âleminde, “Kurtuldum, Üstad beni yanına aldı, şimdi rahatım çok iyi” diye verdiği mesaja kadar da sevdiklerinin hirkatı, rikkati devam eder...
Rahmetin tebessümü, bu masum, mecnun, meczup insanı müşfik Necati Usun’la karşılaştırır. ‘Onu görünce içimde ılık şefkat hisleri aktı’ diyen Necati Usun, Ziya ağabeyi son 20 senesinde himaye eder, kucaklar, her şeyiyle ilgilenir. Bu sahiplenme 5 Mayıs 1997’de vefatına kadar devam eder. Necati Usun’un bu fedakârca hizmeti, Ziya ağabeyin defni sırasında, kabri başında, Sungur ağabey tarafından “Kardeşim sen nurculuk tarihinde Ziya ağabeyi bakmakla tarihi bir hizmet yaptın” diye takdir, tebrik ve teşekkürle karşılanır.
Yusuf Ziya Arun’u en iyi kim tanıyabilirdi?.. Elbette 20 sene onu dostça, sabırla, şefkatle kucaklayan Necati Usun… Ben de öyle düşündüm ve Necati ağabey ile İstanbul’un Eyüp ilçesinin Alibeyköy Semtinin Akşemseddin Mahallesinde bulunan evinin bitişiğindeki dersanede buluştuk. Kendisine sorular sordum, Ziya ağabeyi tanıtmasını rica ettim, uzun kamera kayıtları yaptım. O da bildiklerini, yaşadıklarını, duyduklarını açık kalplilikle anlattı… Necati ağabeye çok teşekkür ediyorum. Hatıralar yazıldıktan sonra kendisi tarafından tashih edilmiş, bazı ilave ve düzeltmeler yapılmıştır.
NECATİ USUN ANLATIYOR:
1 Ekim 1947 İstanbul Fatih doğumluyum. Aslen Edirneliyim. Ticaret lisesini bitirdim, İktisadi Ticari İlimler Akademisinde okurken ayrıldım. Dünyevî bir iş yapmadım; pederim pazarcıydı ona yardım ederdim.
Risale-i Nur’u 1967 yılında tanıdım. Askerden terhis olduktan sonra hizmet etmek istiyordum. İstanbul’da Zübeyir ağabey vardı, ona gittim. Annemin babamın durumlarını sorduktan sonra: “Karadeniz Ereğli’sinde kardeşler yeni bir dersane açmışlar, kardeşim sen oraya git” dedi. Biz de Risale-i Nur’ları alıp 1971’de Kdz. Ereğli’ye gittik... Oradan Bolu, Düzce, Zonguldak gibi yerlerde gezip okuduk.
1971 muhtırası oldu… 1972’de 9 buçuk ay Ereğli Ve Zonguldak’ta hapis yattık, çıktık… Bir sene Eskişehir’de kaldım. Sonra tekrar İstanbul’a geldim. İstanbul’da o zamandan beri dersanelerde, evlerde Risale-i Nur okumaya devam ediyoruz. 1989 yılında evlendim, iki çocuğum var. 2006 senesinde yüksek şekerden dolayı felç geçirdim, sol tarafıma vurdu. Elhamdülillah kendiişlerimi görüyorum, vaktimi Risale-i Nur hizmetleriyle geçiriyorum…
BAZI İNSANLAR BÜYÜK GÖRÜNENLERDEN DAHA BÜYÜKTÜRLER
Ömer Özcan kardeş Ziya Arun ağabeyi soruyorsun; şöyle bir mukaddeme ile başlamak lazım; çünkü mukaddeme mantık ilminde en birinci esastır. Üstad da “Bir hakikate varmak için mukaddimeden istimdat ettim” diyor.
Dünyaya öyle insanlar gelmiştir ki, mesela; İskender gibi dünyayı istila etmiş, Sultan Süleyman gibi yeryüzüne hâkim olmuş insanlar tarihe geçmişlerdir. Fakat bazı insanlar da vardır ki onları hiçbir insan tanımadığı halde, büyük görünenlerden daha büyüktürler. Gizli olarak büyük insanlardır… Yani hayatını, malını, mülkünü, şöhretini, zevkini, her şeyini bir hakikat uğruna feda eden insanlar…
Mesela; Bediüzzaman Said Nursi gibi bir karyeden bir karyeye nefy edilen, idam planlarıyla muhakeme edilen bir şahsiyete; hayatını, her şeyini feda edip, onun Allah, Kur’an, Peygamber ve iman hakikatlerine hizmetkârlığını kendine gaye-i hedef edip, o hedef yolunda her şeyini terk edebilen insanlar… İşte bunlar gizli manevi büyüklerdendir… Yusuf ziya Arun ağabey de böyle büyüklerden biridir...
Ziya Arun’la son yirmi senesinde beraber oldum. Bu dönemde bakıma çok ihtiyacı vardı; bakımını Allah rızası için üstlendim; onun için çok hatıramız var kendisiyle…
Hatıraların tamamı Ağabeyler Anlatıyor cilt-4 kitabından okunabilir.
Kategori
Saff-ı Evveller

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.