Bu sohbetimizde, içimize işleyen \"ülfet ve gaflet\" perdesini yırtıyor; ağaçların gelinler gibi süslenmesinin, toprağın altından fışkıran milyonlarca mucizenin ve 300 bin çeşit mahlukatın uyanışının bize ne anlattığını konuşuyoruz. Namazdan neden lezzet alamadığımızı, \"hayret ve muhabbet secdesinin\" hakikatini, içimizi kemiren değersizlik sendromundan kainatın Sultanı\'nın bize verdiği değerle nasıl kurtulacağımızı çarpıcı örneklerle inceliyoruz.
OKUNAN BÖLÜM;
Risale-i Nur | Sözler | Yirmi İkinci Söz | İkinci Makamı | Altıncı Lem\'a
Nakkâş-ı Ezelî, zeminin yüzünde, yaz, bahar zamanında en az üç yüz bin nebatat ve hayvânâtın envâını, nihayetsiz ihtilât, karışıklık içinde nihayet derecede imtiyaz ve teşhis ile ve gayet derecede intizam ve tefrik ile haşir ve neşretmesi, bahar gibi zahir ve bahir, parlak bir sikke-i tevhiddir.
Evet, bahar mevsiminde, ölmüş arzın ihyâsı içinde üç yüz bin haşrin nümunelerini kemâl-i intizamla icad etmek ve arzın sahifesinde, birbiri içinde, üç yüz bin muhtelif envâın efradını hatasız ve sehivsiz, galatsız, noksansız, gayet mevzun, manzum, gayet muntazam ve mükemmel bir surette yazmak, elbette, nihayetsiz bir kudrete ve muhit bir ilme ve kâinatı idare edecek bir iradeye mâlik bir Zât-ı Zülcelâlin, bir Kadîr-i Zülkemâlin ve bir Hakîm-i Zülcemâlin sikke-i mahsusası olduğunu, zerre miktar şuuru bulunanın derk etmesi lâzım gelir. Kur’ân-ı Hakîm ferman ediyor ki:
فَانْظُرْ اِلٰۤى اٰثاَرِ رَحْمَةِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى اْلمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Evet, zeminin diriltilmesinde, üç yüz bin haşrin nümunelerini birkaç gün zarfında yapan, gösteren Kudret-i Fâtıraya, elbette insanın haşri ona göre kolay gelir. Meselâ, Gelincik Dağını ve Sübhan Dağını bir işaretle kaldıran bir zât-ı mu’ciznümâya, “Şu dereden, yolumuzu kapayan şu koca taşı kaldırabilir misin?” denilir mi? Öyle de, gök ve dağ ve yeri altı günde icad eden ve onları vakit be vakit doldurup boşaltan bir Kadîr-i Hakîme, bir Kerîm-i Rahîme, “Ebed tarafında ihzar edilip serilmiş, kendi ziyafetine gidecek yolumuzu seddeden şu toprak tabakasını üstümüzden kaldırabilir misin? Yeri düzeltip bizi ondan geçirebilir misin?” İstib’ad suretinde söylenir mi?
Şu zeminin yüzünde, yaz zamanında bir sikke-i tevhidi gördün. Şimdi bak: Gayet basîrâne ve hakîmâne zemin yüzündeki şu tasarrufât-ı azîme-i bahariye üstünde bir hâtem-i vâhidiyet gayet âşikâre görünüyor.
00:00 Fragman
00:39 Muazzam Bir Sergi ve Farkında Olmayan Ziyaretçiler
02:19 Hisar Kapısı\'na Önemli Bir Çağrı (Abone Olalım)
03:03 Sadece Midesi İçin Yaşayan \"Defolu\" İnsanlar
04:46 Bu Yeryüzü Kimin İçin Güzelleştirildi?
05:51 Buzullar Adasına Götürülen Çiçekler (Ülfet Hastalığı)
08:08 Namazın Hakikati: Hayret ve Muhabbet Secdesi
09:29 Kainat Kitabını Okuyamayanın İnsanlıktan Nasibi Yoktur
10:45 Bir Saat Tefekkür, Bir Sene Nafile İbadet
13:50 Değersizlik Sendromu ve Sultanın Sana Verdiği Değer
16:58 Kışın Ölen Yeryüzü Baharda Nasıl Diriliyor? (Haşir Delili)
20:19 30 Bin Çeşit Böcek Neden Yaratıldı?
24:41 Bediüzzaman Hazretlerinin Ağlatan Bahar Tefekkürü
29:12 Fabrika Misali
OKUNAN BÖLÜM;
Risale-i Nur | Sözler | Yirmi İkinci Söz | İkinci Makamı | Altıncı Lem\'a
Nakkâş-ı Ezelî, zeminin yüzünde, yaz, bahar zamanında en az üç yüz bin nebatat ve hayvânâtın envâını, nihayetsiz ihtilât, karışıklık içinde nihayet derecede imtiyaz ve teşhis ile ve gayet derecede intizam ve tefrik ile haşir ve neşretmesi, bahar gibi zahir ve bahir, parlak bir sikke-i tevhiddir.
Evet, bahar mevsiminde, ölmüş arzın ihyâsı içinde üç yüz bin haşrin nümunelerini kemâl-i intizamla icad etmek ve arzın sahifesinde, birbiri içinde, üç yüz bin muhtelif envâın efradını hatasız ve sehivsiz, galatsız, noksansız, gayet mevzun, manzum, gayet muntazam ve mükemmel bir surette yazmak, elbette, nihayetsiz bir kudrete ve muhit bir ilme ve kâinatı idare edecek bir iradeye mâlik bir Zât-ı Zülcelâlin, bir Kadîr-i Zülkemâlin ve bir Hakîm-i Zülcemâlin sikke-i mahsusası olduğunu, zerre miktar şuuru bulunanın derk etmesi lâzım gelir. Kur’ân-ı Hakîm ferman ediyor ki:
فَانْظُرْ اِلٰۤى اٰثاَرِ رَحْمَةِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى اْلمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Evet, zeminin diriltilmesinde, üç yüz bin haşrin nümunelerini birkaç gün zarfında yapan, gösteren Kudret-i Fâtıraya, elbette insanın haşri ona göre kolay gelir. Meselâ, Gelincik Dağını ve Sübhan Dağını bir işaretle kaldıran bir zât-ı mu’ciznümâya, “Şu dereden, yolumuzu kapayan şu koca taşı kaldırabilir misin?” denilir mi? Öyle de, gök ve dağ ve yeri altı günde icad eden ve onları vakit be vakit doldurup boşaltan bir Kadîr-i Hakîme, bir Kerîm-i Rahîme, “Ebed tarafında ihzar edilip serilmiş, kendi ziyafetine gidecek yolumuzu seddeden şu toprak tabakasını üstümüzden kaldırabilir misin? Yeri düzeltip bizi ondan geçirebilir misin?” İstib’ad suretinde söylenir mi?
Şu zeminin yüzünde, yaz zamanında bir sikke-i tevhidi gördün. Şimdi bak: Gayet basîrâne ve hakîmâne zemin yüzündeki şu tasarrufât-ı azîme-i bahariye üstünde bir hâtem-i vâhidiyet gayet âşikâre görünüyor.
00:00 Fragman
00:39 Muazzam Bir Sergi ve Farkında Olmayan Ziyaretçiler
02:19 Hisar Kapısı\'na Önemli Bir Çağrı (Abone Olalım)
03:03 Sadece Midesi İçin Yaşayan \"Defolu\" İnsanlar
04:46 Bu Yeryüzü Kimin İçin Güzelleştirildi?
05:51 Buzullar Adasına Götürülen Çiçekler (Ülfet Hastalığı)
08:08 Namazın Hakikati: Hayret ve Muhabbet Secdesi
09:29 Kainat Kitabını Okuyamayanın İnsanlıktan Nasibi Yoktur
10:45 Bir Saat Tefekkür, Bir Sene Nafile İbadet
13:50 Değersizlik Sendromu ve Sultanın Sana Verdiği Değer
16:58 Kışın Ölen Yeryüzü Baharda Nasıl Diriliyor? (Haşir Delili)
20:19 30 Bin Çeşit Böcek Neden Yaratıldı?
24:41 Bediüzzaman Hazretlerinin Ağlatan Bahar Tefekkürü
29:12 Fabrika Misali
- Kategori
- Said ŞAŞMAZ

Yorumlar