<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
 <channel>
  <title>Ahmet KATIN - RSS Feed</title>
  <link>https://www.nurmedrese.com/category.php?cat=ahmet_katin</link>
  <description>Ahmet KATIN</description>
  <item xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
   <title>SEN MUAZZAM BİR SARAYSIN! (Ne Kadar Değerli Olduğunu Gör)</title>
   <link>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=d8c48d317</link>
   <description><![CDATA[<p><img src="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/d8c48d317-1.jpg"  /></p><p>Ey esb&acirc;b‑perest insan! Acaba garip cevherlerden yapılmış bir acip kasrı g&ouml;rsen ki, yapılıyor. Onun binasında sarfedilen cevherlerin bir kısmı yalnız &Ccedil;in&rsquo;de bulunuyor. Diğer kısmı End&uuml;l&uuml;s&rsquo;te, bir kısmı Yemen&rsquo;de, bir kısmı Sibirya&rsquo;dan başka yerde bulunmuyor. Binanın yapılması zamanında aynı g&uuml;nde şark, şim&acirc;l, garp, cen&ucirc;ptan o cevherli taşlar kolaylıkla celbolup yapıldığını g&ouml;rsen, hi&ccedil; ş&uuml;phen kalır mı ki, o kasrı yapan usta b&uuml;t&uuml;n k&uuml;re‑i arza h&uuml;kmeden bir h&acirc;kim-i m&ucirc;cizek&acirc;rdır.<br /><br />İşte herbir hayvan, &ouml;yle bir kasr‑ı İl&acirc;h&icirc;&rsquo;dir. Hususan insan, o kasırların en g&uuml;zeli ve o sarayların en ac&icirc;bidir. Ve bu insan denilen sarayın cevherleri; bir kısmı &acirc;lem‑i erv&acirc;htan, bir kısmı &acirc;lem‑i mis&acirc;lden ve Levh‑i Mahf&ucirc;z&rsquo;dan ve diğer bir kısmı da hava &acirc;leminden, nur &acirc;leminden, an&acirc;sır &acirc;leminden geldiği gibi; h&acirc;c&acirc;tı ebede uzanmış, emelleri sem&acirc;v&acirc;t ve arzın akt&acirc;rında intişar etmiş, r&acirc;bıtaları, al&acirc;kaları d&uuml;nya ve &acirc;hiret edv&acirc;rında dağılmış bir saray-ı acip ve bir kasr-ı gariptir.<br /><br />İşte ey kendini insan zanneden insan! M&acirc;dem m&acirc;hiyetin b&ouml;yledir. Seni yapan ancak O Z&acirc;t olabilir ki, d&uuml;nya ve &acirc;hiret birer menzil, arz ve sem&acirc; birer sahife, ezel ve ebed d&uuml;n ve yarın h&uuml;km&uuml;nde olarak tasarruf eden bir Z&acirc;t olabilir. &Ouml;yle ise, insanın m&acirc;b&ucirc;d&rsquo;u ve melcei ve hal&acirc;sk&acirc;rı O olabilir ki, arz ve sem&acirc;ya h&uuml;kmeder, d&uuml;nya ve ukb&acirc; dizginlerine m&acirc;liktir.</p>]]></description>
   <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:17:10 +0000</pubDate>
   <media:content medium="video" duration="3441"  type="video/x-flv"  height="401" width="638" >
   <media:player url="https://www.nurmedrese.com/players/flowplayer2/flowplayer.swf" />
   <media:title>SEN MUAZZAM BİR SARAYSIN! (Ne Kadar Değerli Olduğunu Gör)</media:title>
   <media:description>&amp;lt;![CDATA[&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/d8c48d317-1.jpg&quot;  /&amp;gt;&amp;lt;/p&amp;gt;&amp;lt;p&amp;gt;Ey esb&amp;acirc;b‑perest insan! Acaba garip cevherlerden yapılmış bir acip kasrı g&amp;ouml;rsen ki, yapılıyor. Onun binasında sarfedilen cevherlerin bir kısmı yalnız &amp;Ccedil;in&amp;rsquo;de bulunuyor. Diğer kısmı End&amp;uuml;l&amp;uuml;s&amp;rsquo;te, bir kısmı Yemen&amp;rsquo;de, bir kısmı Sibirya&amp;rsquo;dan başka yerde bulunmuyor. Binanın yapılması zamanında aynı g&amp;uuml;nde şark, şim&amp;acirc;l, garp, cen&amp;ucirc;ptan o cevherli taşlar kolaylıkla celbolup yapıldığını g&amp;ouml;rsen, hi&amp;ccedil; ş&amp;uuml;phen kalır mı ki, o kasrı yapan usta b&amp;uuml;t&amp;uuml;n k&amp;uuml;re‑i arza h&amp;uuml;kmeden bir h&amp;acirc;kim-i m&amp;ucirc;cizek&amp;acirc;rdır.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;İşte herbir hayvan, &amp;ouml;yle bir kasr‑ı İl&amp;acirc;h&amp;icirc;&amp;rsquo;dir. Hususan insan, o kasırların en g&amp;uuml;zeli ve o sarayların en ac&amp;icirc;bidir. Ve bu insan denilen sarayın cevherleri; bir kısmı &amp;acirc;lem‑i erv&amp;acirc;htan, bir kısmı &amp;acirc;lem‑i mis&amp;acirc;lden ve Levh‑i Mahf&amp;ucirc;z&amp;rsquo;dan ve diğer bir kısmı da hava &amp;acirc;leminden, nur &amp;acirc;leminden, an&amp;acirc;sır &amp;acirc;leminden geldiği gibi; h&amp;acirc;c&amp;acirc;tı ebede uzanmış, emelleri sem&amp;acirc;v&amp;acirc;t ve arzın akt&amp;acirc;rında intişar etmiş, r&amp;acirc;bıtaları, al&amp;acirc;kaları d&amp;uuml;nya ve &amp;acirc;hiret edv&amp;acirc;rında dağılmış bir saray-ı acip ve bir kasr-ı gariptir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;İşte ey kendini insan zanneden insan! M&amp;acirc;dem m&amp;acirc;hiyetin b&amp;ouml;yledir. Seni yapan ancak O Z&amp;acirc;t olabilir ki, d&amp;uuml;nya ve &amp;acirc;hiret birer menzil, arz ve sem&amp;acirc; birer sahife, ezel ve ebed d&amp;uuml;n ve yarın h&amp;uuml;km&amp;uuml;nde olarak tasarruf eden bir Z&amp;acirc;t olabilir. &amp;Ouml;yle ise, insanın m&amp;acirc;b&amp;ucirc;d&amp;rsquo;u ve melcei ve hal&amp;acirc;sk&amp;acirc;rı O olabilir ki, arz ve sem&amp;acirc;ya h&amp;uuml;kmeder, d&amp;uuml;nya ve ukb&amp;acirc; dizginlerine m&amp;acirc;liktir.&amp;lt;/p&amp;gt;]]&amp;gt;</media:description>
   <media:thumbnail url="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/d8c48d317-1.jpg" />
   </media:content>
   <guid>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=d8c48d317</guid>
  </item>
  <item xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
   <title>HER ŞEYİN KAYBOLDUĞU BU DÜNYA NASIL BAYRAM OLUR? (İçindeki O Muazzam Sır)</title>
   <link>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=d5c8e1ca6</link>
   <description><![CDATA[<p><img src="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/d5c8e1ca6-1.jpg"  /></p><p>H&agrave;lık‑ı Rah&icirc;m ve Rezz&acirc;k‑ı Ker&icirc;m ve S&acirc;ni\'‑i Hak&icirc;m; şu d&uuml;nyayı, &acirc;lem‑i erv&acirc;h ve r&ucirc;h&acirc;niy&acirc;t i&ccedil;in bir bayram, bir şehr‑&acirc;yin s&ucirc;retinde yapıp b&uuml;t&uuml;n esm&acirc;sının gar&acirc;ib‑i nuk&ugrave;şuyla s&uuml;slendirip k&uuml;&ccedil;&uuml;k‑b&uuml;y&uuml;k, ulv&icirc;‑s&uuml;fl&icirc; herbir r&ucirc;ha, ona m&uuml;n&acirc;sip ve o bayramdaki ayrı ayrı hesapsız meh&acirc;sin ve in\'&acirc;m&acirc;ttan istifade etmeğe muv&acirc;fık ve hav&acirc;s ile m&uuml;cehhez bir ceset giydirir, bir v&uuml;c&ucirc;d‑u cism&acirc;n&icirc; verir, bir defa o tem&acirc;ş&acirc;g&acirc;ha g&ouml;nderir.<br /><br />Hem, zaman ve mek&acirc;n cihetiyle pek geniş olan o bayramı; asırlara, senelere, mevsimlere hatt&acirc; g&uuml;nlere, kıtalara taksim ederek herbir asrı, herbir seneyi, herbir mevsimi, hatt&acirc; bir cihette herbir g&uuml;n&uuml;, herbir kıtayı, birer t&acirc;ife; r&ucirc;hlu mahl&ucirc;katına ve neb&acirc;t&icirc; masn&ucirc;&acirc;tına birer resm‑i ge&ccedil;it tarzında bir ulv&icirc; bayram yapmıştır.<br /><br />Ve bilhassa r&ucirc;‑yi zemin, hususan bahar ve yaz zamanında masn&ucirc;&acirc;t‑ı sağ&icirc;renin t&acirc;ifelerine &ouml;yle ş&acirc;şaalı ve birbiri arkasında bayramlardır ki; tabak&acirc;t-ı &agrave;liyede olan r&ucirc;h&acirc;niy&acirc;tı ve mel&acirc;ikeleri ve sekene‑i sem&acirc;v&acirc;tı seyre celbedecek bir c&acirc;zibed&acirc;rlık g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor ve ehl‑i tefekk&uuml;r i&ccedil;in &ouml;yle şirin bir m&uuml;t&acirc;laag&acirc;h oluyor ki; akıl t&acirc;rifinden &acirc;cizdir.</p>]]></description>
   <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 20:51:47 +0000</pubDate>
   <media:content medium="video" duration="3099"  type="video/x-flv"  height="401" width="638" >
   <media:player url="https://www.nurmedrese.com/players/flowplayer2/flowplayer.swf" />
   <media:title>HER ŞEYİN KAYBOLDUĞU BU DÜNYA NASIL BAYRAM OLUR? (İçindeki O Muazzam Sır)</media:title>
   <media:description>&amp;lt;![CDATA[&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/d5c8e1ca6-1.jpg&quot;  /&amp;gt;&amp;lt;/p&amp;gt;&amp;lt;p&amp;gt;H&amp;agrave;lık‑ı Rah&amp;icirc;m ve Rezz&amp;acirc;k‑ı Ker&amp;icirc;m ve S&amp;acirc;ni\&apos;‑i Hak&amp;icirc;m; şu d&amp;uuml;nyayı, &amp;acirc;lem‑i erv&amp;acirc;h ve r&amp;ucirc;h&amp;acirc;niy&amp;acirc;t i&amp;ccedil;in bir bayram, bir şehr‑&amp;acirc;yin s&amp;ucirc;retinde yapıp b&amp;uuml;t&amp;uuml;n esm&amp;acirc;sının gar&amp;acirc;ib‑i nuk&amp;ugrave;şuyla s&amp;uuml;slendirip k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k‑b&amp;uuml;y&amp;uuml;k, ulv&amp;icirc;‑s&amp;uuml;fl&amp;icirc; herbir r&amp;ucirc;ha, ona m&amp;uuml;n&amp;acirc;sip ve o bayramdaki ayrı ayrı hesapsız meh&amp;acirc;sin ve in\&apos;&amp;acirc;m&amp;acirc;ttan istifade etmeğe muv&amp;acirc;fık ve hav&amp;acirc;s ile m&amp;uuml;cehhez bir ceset giydirir, bir v&amp;uuml;c&amp;ucirc;d‑u cism&amp;acirc;n&amp;icirc; verir, bir defa o tem&amp;acirc;ş&amp;acirc;g&amp;acirc;ha g&amp;ouml;nderir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;Hem, zaman ve mek&amp;acirc;n cihetiyle pek geniş olan o bayramı; asırlara, senelere, mevsimlere hatt&amp;acirc; g&amp;uuml;nlere, kıtalara taksim ederek herbir asrı, herbir seneyi, herbir mevsimi, hatt&amp;acirc; bir cihette herbir g&amp;uuml;n&amp;uuml;, herbir kıtayı, birer t&amp;acirc;ife; r&amp;ucirc;hlu mahl&amp;ucirc;katına ve neb&amp;acirc;t&amp;icirc; masn&amp;ucirc;&amp;acirc;tına birer resm‑i ge&amp;ccedil;it tarzında bir ulv&amp;icirc; bayram yapmıştır.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;Ve bilhassa r&amp;ucirc;‑yi zemin, hususan bahar ve yaz zamanında masn&amp;ucirc;&amp;acirc;t‑ı sağ&amp;icirc;renin t&amp;acirc;ifelerine &amp;ouml;yle ş&amp;acirc;şaalı ve birbiri arkasında bayramlardır ki; tabak&amp;acirc;t-ı &amp;agrave;liyede olan r&amp;ucirc;h&amp;acirc;niy&amp;acirc;tı ve mel&amp;acirc;ikeleri ve sekene‑i sem&amp;acirc;v&amp;acirc;tı seyre celbedecek bir c&amp;acirc;zibed&amp;acirc;rlık g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor ve ehl‑i tefekk&amp;uuml;r i&amp;ccedil;in &amp;ouml;yle şirin bir m&amp;uuml;t&amp;acirc;laag&amp;acirc;h oluyor ki; akıl t&amp;acirc;rifinden &amp;acirc;cizdir.&amp;lt;/p&amp;gt;]]&amp;gt;</media:description>
   <media:thumbnail url="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/d5c8e1ca6-1.jpg" />
   </media:content>
   <guid>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=d5c8e1ca6</guid>
  </item>
  <item xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
   <title>ALLAHU EKBER DEDİĞİN AN ASLINDA NE OLUYOR? (Namazdaki Büyük Sır)</title>
   <link>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=89d669acf</link>
   <description><![CDATA[<p><img src="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/89d669acf-1.jpg"  /></p><p>D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; Şu&acirc;<br />İşte ey tenbel nefsim! Bir nev\'i m&icirc;ra&ccedil; h&uuml;km&uuml;nde olan namazın hakikati; s&acirc;bık tems&icirc;lde bir nefer mahz‑ı l&uuml;t&ucirc;f olarak huzur‑u ş&acirc;h&acirc;neye kab&ucirc;l&uuml; gibi, mahz‑ı rahmet olarak Z&acirc;t‑ı Cel&icirc;l-i Z&uuml;lcem&acirc;l ve M&acirc;b&ucirc;d-u Cem&icirc;l-i Z&uuml;lcel&acirc;l&rsquo;in huzuruna kab&ucirc;l&uuml;nd&uuml;r. &ldquo;All&acirc;hu Ekber&rdquo; deyip, m&acirc;nen ve hay&acirc;len veya niyeten iki cihandan ge&ccedil;ip, kayd‑ı maddiy&acirc;ttan tecerr&uuml;t edip, bir mertebe‑i k&uuml;lliye-i ub&ucirc;diyete veya k&uuml;ll&icirc;nin bir g&ouml;lgesine veya bir s&ucirc;retine &ccedil;ıkıp, bir nev\'i huzura m&uuml;şerref olup, اِيَّاكَ نَعْبُدُ hit&acirc;bına (herkesin k&acirc;biliyeti nispetinde) bir mazhariyet‑i az&icirc;medir.<br />&Acirc;deta harek&acirc;t‑ı sal&acirc;tiyede tekrarla &ldquo;All&acirc;hu Ekber, All&acirc;hu Ekber&rdquo; demekle kat\'‑ı mer&acirc;tib ve terakkiy&acirc;t‑ı maneviyeye ve c&uuml;z\'iy&acirc;ttan dev&acirc;ir‑i k&uuml;lliyeye &ccedil;ıkmasına bir iş&acirc;rettir ve m&acirc;rifetimiz haricindeki kem&acirc;l&acirc;t‑ı Kibriy&acirc;&rsquo;sının m&uuml;cmel bir &uuml;nv&acirc;nıdır. G&uuml;y&acirc; herbir &ldquo;All&acirc;hu Ekber&rdquo; bir basamak-ı m&icirc;r&acirc;ciyeyi kat\'ına iş&acirc;rettir.<br />İşte şu hakikat‑i sal&acirc;ttan m&acirc;nen veya niyeten veya tasavvuran veya hay&acirc;len bir g&ouml;lgesine, bir şu&acirc;ına mazhariyet dahi b&uuml;y&uuml;k bir sa&acirc;dettir.<br />İşte Hac&rsquo;da pek kesretli &ldquo;All&acirc;hu Ekber&rdquo; denilmesi şu sırdandır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;; Hacc‑ı Şer&icirc;f, bil\'as&acirc;le herkes i&ccedil;in bir mertebe‑i k&uuml;lliyede bir ub&ucirc;diyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm‑i mahs&ucirc;sta fer&icirc;k d&acirc;iresinde bir fer&icirc;k gibi, p&acirc;dişahın bayramına gider ve l&uuml;tfuna mazhar olur. &Ouml;yle de; bir hacı, ne kadar &acirc;m&icirc; de olsa, kat\'‑ı mer&acirc;tib etmiş bir vel&icirc; gibi umum akt&acirc;r‑ı arzın Rabb‑i Az&icirc;m&rsquo;i &uuml;nv&acirc;nıyla Rabbine m&uuml;teveccihtir. Bir ub&ucirc;diyet‑i k&uuml;lliye ile m&uuml;şerreftir.<br />Elbette Hac mift&acirc;hıyla a&ccedil;ılan mer&acirc;tib‑i k&uuml;lliye-i Rub&ucirc;biyet ve d&uuml;rb&uuml;n&uuml;yle nazarına g&ouml;r&uuml;nen &acirc;f&acirc;k‑ı azamet-i Ul&ucirc;hiyet ve şe&acirc;iriyle kalbine ve hay&acirc;line gittik&ccedil;e genişlenen dev&acirc;ir‑i ub&ucirc;diyet ve mer&acirc;tib‑i kibriy&acirc; ve ufk‑u tecelliy&acirc;tın verdiği har&acirc;ret, hayret ve dehşet ve heybet‑i Rub&ucirc;biyet اَللّٰهُ اَكْبَرُ ❋ اَللّٰهُ اَكْبَرُile teskin edilebilir ve onunla, o mer&acirc;tib‑i m&uuml;nkeşife-i meşh&ucirc;de veya mutasavvire il&acirc;n edilebilir.</p>]]></description>
   <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:53:30 +0000</pubDate>
   <media:content medium="video" duration="2807"  type="video/x-flv"  height="401" width="638" >
   <media:player url="https://www.nurmedrese.com/players/flowplayer2/flowplayer.swf" />
   <media:title>ALLAHU EKBER DEDİĞİN AN ASLINDA NE OLUYOR? (Namazdaki Büyük Sır)</media:title>
   <media:description>&amp;lt;![CDATA[&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/89d669acf-1.jpg&quot;  /&amp;gt;&amp;lt;/p&amp;gt;&amp;lt;p&amp;gt;D&amp;ouml;rd&amp;uuml;nc&amp;uuml; Şu&amp;acirc;&amp;lt;br /&amp;gt;İşte ey tenbel nefsim! Bir nev\&apos;i m&amp;icirc;ra&amp;ccedil; h&amp;uuml;km&amp;uuml;nde olan namazın hakikati; s&amp;acirc;bık tems&amp;icirc;lde bir nefer mahz‑ı l&amp;uuml;t&amp;ucirc;f olarak huzur‑u ş&amp;acirc;h&amp;acirc;neye kab&amp;ucirc;l&amp;uuml; gibi, mahz‑ı rahmet olarak Z&amp;acirc;t‑ı Cel&amp;icirc;l-i Z&amp;uuml;lcem&amp;acirc;l ve M&amp;acirc;b&amp;ucirc;d-u Cem&amp;icirc;l-i Z&amp;uuml;lcel&amp;acirc;l&amp;rsquo;in huzuruna kab&amp;ucirc;l&amp;uuml;nd&amp;uuml;r. &amp;ldquo;All&amp;acirc;hu Ekber&amp;rdquo; deyip, m&amp;acirc;nen ve hay&amp;acirc;len veya niyeten iki cihandan ge&amp;ccedil;ip, kayd‑ı maddiy&amp;acirc;ttan tecerr&amp;uuml;t edip, bir mertebe‑i k&amp;uuml;lliye-i ub&amp;ucirc;diyete veya k&amp;uuml;ll&amp;icirc;nin bir g&amp;ouml;lgesine veya bir s&amp;ucirc;retine &amp;ccedil;ıkıp, bir nev\&apos;i huzura m&amp;uuml;şerref olup, اِيَّاكَ نَعْبُدُ hit&amp;acirc;bına (herkesin k&amp;acirc;biliyeti nispetinde) bir mazhariyet‑i az&amp;icirc;medir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;Acirc;deta harek&amp;acirc;t‑ı sal&amp;acirc;tiyede tekrarla &amp;ldquo;All&amp;acirc;hu Ekber, All&amp;acirc;hu Ekber&amp;rdquo; demekle kat\&apos;‑ı mer&amp;acirc;tib ve terakkiy&amp;acirc;t‑ı maneviyeye ve c&amp;uuml;z\&apos;iy&amp;acirc;ttan dev&amp;acirc;ir‑i k&amp;uuml;lliyeye &amp;ccedil;ıkmasına bir iş&amp;acirc;rettir ve m&amp;acirc;rifetimiz haricindeki kem&amp;acirc;l&amp;acirc;t‑ı Kibriy&amp;acirc;&amp;rsquo;sının m&amp;uuml;cmel bir &amp;uuml;nv&amp;acirc;nıdır. G&amp;uuml;y&amp;acirc; herbir &amp;ldquo;All&amp;acirc;hu Ekber&amp;rdquo; bir basamak-ı m&amp;icirc;r&amp;acirc;ciyeyi kat\&apos;ına iş&amp;acirc;rettir.&amp;lt;br /&amp;gt;İşte şu hakikat‑i sal&amp;acirc;ttan m&amp;acirc;nen veya niyeten veya tasavvuran veya hay&amp;acirc;len bir g&amp;ouml;lgesine, bir şu&amp;acirc;ına mazhariyet dahi b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir sa&amp;acirc;dettir.&amp;lt;br /&amp;gt;İşte Hac&amp;rsquo;da pek kesretli &amp;ldquo;All&amp;acirc;hu Ekber&amp;rdquo; denilmesi şu sırdandır. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;; Hacc‑ı Şer&amp;icirc;f, bil\&apos;as&amp;acirc;le herkes i&amp;ccedil;in bir mertebe‑i k&amp;uuml;lliyede bir ub&amp;ucirc;diyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm‑i mahs&amp;ucirc;sta fer&amp;icirc;k d&amp;acirc;iresinde bir fer&amp;icirc;k gibi, p&amp;acirc;dişahın bayramına gider ve l&amp;uuml;tfuna mazhar olur. &amp;Ouml;yle de; bir hacı, ne kadar &amp;acirc;m&amp;icirc; de olsa, kat\&apos;‑ı mer&amp;acirc;tib etmiş bir vel&amp;icirc; gibi umum akt&amp;acirc;r‑ı arzın Rabb‑i Az&amp;icirc;m&amp;rsquo;i &amp;uuml;nv&amp;acirc;nıyla Rabbine m&amp;uuml;teveccihtir. Bir ub&amp;ucirc;diyet‑i k&amp;uuml;lliye ile m&amp;uuml;şerreftir.&amp;lt;br /&amp;gt;Elbette Hac mift&amp;acirc;hıyla a&amp;ccedil;ılan mer&amp;acirc;tib‑i k&amp;uuml;lliye-i Rub&amp;ucirc;biyet ve d&amp;uuml;rb&amp;uuml;n&amp;uuml;yle nazarına g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen &amp;acirc;f&amp;acirc;k‑ı azamet-i Ul&amp;ucirc;hiyet ve şe&amp;acirc;iriyle kalbine ve hay&amp;acirc;line gittik&amp;ccedil;e genişlenen dev&amp;acirc;ir‑i ub&amp;ucirc;diyet ve mer&amp;acirc;tib‑i kibriy&amp;acirc; ve ufk‑u tecelliy&amp;acirc;tın verdiği har&amp;acirc;ret, hayret ve dehşet ve heybet‑i Rub&amp;ucirc;biyet اَللّٰهُ اَكْبَرُ ❋ اَللّٰهُ اَكْبَرُile teskin edilebilir ve onunla, o mer&amp;acirc;tib‑i m&amp;uuml;nkeşife-i meşh&amp;ucirc;de veya mutasavvire il&amp;acirc;n edilebilir.&amp;lt;/p&amp;gt;]]&amp;gt;</media:description>
   <media:thumbnail url="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/89d669acf-1.jpg" />
   </media:content>
   <guid>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=89d669acf</guid>
  </item>
  <item xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
   <title>İntihar Edemezsin Sen Sana Ait Değilsin</title>
   <link>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=5e136a3bd</link>
   <description><![CDATA[<p><img src="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/5e136a3bd-1.jpg"  /></p><p><br />OKUNAN B&Ouml;L&Uuml;M: On Beşinci Notanın &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Meselesi<br /><br />Ey insan ve ey nefsim, muhakkak bil ki: Cen&acirc;b-ı Hakkın sana in&rsquo;&acirc;m ettiği v&uuml;cudun, cismin, &acirc;zaların, malın ve hayv&acirc;n&acirc;tın ib&acirc;hadır, temlik değildir. Yani, istifaden i&ccedil;in kendi m&uuml;lk&uuml;n&uuml; senin eline vermiş, istifade et diye ib&acirc;ha etmiş. Senin gibi, idare etmekten hakikaten &acirc;ciz ve tedbirden cidden c&acirc;hil bir şahsa temlik etmemiş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, m&uuml;lk olarak verseydi, idaresini sana bırakmak l&acirc;zım gelirdi.<br /><br />Acaba en kolay, en zahir ve daire-i ihtiyar ve şuurda dahil olan bir midenin idaresini yapamadığın halde, nasıl g&ouml;z ve kulak gibi daire-i ihtiyar ve şuurun haricinde idare isteyen şeylere m&acirc;lik olabilirsin?<br /><br />Madem sana verilen hayat ve hayatın lev&acirc;zımatı temlik değil, ib&acirc;hadır. Elbette ib&acirc;hanın d&uuml;sturuyla hareket etmek l&acirc;zımdır. Yani, nasıl bir z&acirc;t, ziyafete misafirleri d&acirc;vet eder. Onlara, meclis ziyafetindeki eşyadan ve ziyafetten istifadeyi ib&acirc;ha ediyor, temlik etmiyor. İb&acirc;ha ve ziyafetin kaidesi ise, mihmandarın rızası dahilinde tasarruf etmektir. &Ouml;yleyse israf edemez, başkasına ikram edemez, sofradan kaldırıp başkasına sadaka veremez, d&ouml;kemez, z&acirc;yi edemez. Eğer temlik olsaydı, yapabilirdi ve kendi arzusuyla hareket edebilirdi.<br /><br />Aynen bunun gibi, Cen&acirc;b-ı Hak sana ib&acirc;ha suretinde verdiği hayatı intiharla h&acirc;time &ccedil;ekemezsin, g&ouml;z&uuml;n&uuml; &ccedil;ıkaramazsın ve m&acirc;nen g&ouml;z&uuml; k&ouml;r etmek demek olan g&ouml;z&uuml; verenin rızası haricinde harama sarf edemezsin. Ve h&acirc;kez&acirc;, kulağı ve dili ve bunlar gibi cihaz&acirc;tı harama sarf etmekle m&acirc;nen &ouml;ld&uuml;remezsin. Ve eti yenilmeyen hayvanını l&uuml;zumsuz t&acirc;zip edip katledemezsin. Ve h&acirc;kez&acirc;, b&uuml;t&uuml;n sana verilen nimetler, bu misafirhane-i d&uuml;nyanın sahibi olan Mihmandar-ı Ker&icirc;m-i Z&uuml;lcel&acirc;lin kav&acirc;n&icirc;n-i şeriatı dairesinde tasarruf etmek gerektir.</p>]]></description>
   <pubDate>Sat, 21 Jun 2025 17:39:05 +0000</pubDate>
   <media:content medium="video" duration="931"  type="video/x-flv"  height="401" width="638" >
   <media:player url="https://www.nurmedrese.com/players/flowplayer2/flowplayer.swf" />
   <media:title>İntihar Edemezsin Sen Sana Ait Değilsin</media:title>
   <media:description>&amp;lt;![CDATA[&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/5e136a3bd-1.jpg&quot;  /&amp;gt;&amp;lt;/p&amp;gt;&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;OKUNAN B&amp;Ouml;L&amp;Uuml;M: On Beşinci Notanın &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; Meselesi&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;Ey insan ve ey nefsim, muhakkak bil ki: Cen&amp;acirc;b-ı Hakkın sana in&amp;rsquo;&amp;acirc;m ettiği v&amp;uuml;cudun, cismin, &amp;acirc;zaların, malın ve hayv&amp;acirc;n&amp;acirc;tın ib&amp;acirc;hadır, temlik değildir. Yani, istifaden i&amp;ccedil;in kendi m&amp;uuml;lk&amp;uuml;n&amp;uuml; senin eline vermiş, istifade et diye ib&amp;acirc;ha etmiş. Senin gibi, idare etmekten hakikaten &amp;acirc;ciz ve tedbirden cidden c&amp;acirc;hil bir şahsa temlik etmemiş. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml;, m&amp;uuml;lk olarak verseydi, idaresini sana bırakmak l&amp;acirc;zım gelirdi.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;Acaba en kolay, en zahir ve daire-i ihtiyar ve şuurda dahil olan bir midenin idaresini yapamadığın halde, nasıl g&amp;ouml;z ve kulak gibi daire-i ihtiyar ve şuurun haricinde idare isteyen şeylere m&amp;acirc;lik olabilirsin?&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;Madem sana verilen hayat ve hayatın lev&amp;acirc;zımatı temlik değil, ib&amp;acirc;hadır. Elbette ib&amp;acirc;hanın d&amp;uuml;sturuyla hareket etmek l&amp;acirc;zımdır. Yani, nasıl bir z&amp;acirc;t, ziyafete misafirleri d&amp;acirc;vet eder. Onlara, meclis ziyafetindeki eşyadan ve ziyafetten istifadeyi ib&amp;acirc;ha ediyor, temlik etmiyor. İb&amp;acirc;ha ve ziyafetin kaidesi ise, mihmandarın rızası dahilinde tasarruf etmektir. &amp;Ouml;yleyse israf edemez, başkasına ikram edemez, sofradan kaldırıp başkasına sadaka veremez, d&amp;ouml;kemez, z&amp;acirc;yi edemez. Eğer temlik olsaydı, yapabilirdi ve kendi arzusuyla hareket edebilirdi.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;Aynen bunun gibi, Cen&amp;acirc;b-ı Hak sana ib&amp;acirc;ha suretinde verdiği hayatı intiharla h&amp;acirc;time &amp;ccedil;ekemezsin, g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ccedil;ıkaramazsın ve m&amp;acirc;nen g&amp;ouml;z&amp;uuml; k&amp;ouml;r etmek demek olan g&amp;ouml;z&amp;uuml; verenin rızası haricinde harama sarf edemezsin. Ve h&amp;acirc;kez&amp;acirc;, kulağı ve dili ve bunlar gibi cihaz&amp;acirc;tı harama sarf etmekle m&amp;acirc;nen &amp;ouml;ld&amp;uuml;remezsin. Ve eti yenilmeyen hayvanını l&amp;uuml;zumsuz t&amp;acirc;zip edip katledemezsin. Ve h&amp;acirc;kez&amp;acirc;, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n sana verilen nimetler, bu misafirhane-i d&amp;uuml;nyanın sahibi olan Mihmandar-ı Ker&amp;icirc;m-i Z&amp;uuml;lcel&amp;acirc;lin kav&amp;acirc;n&amp;icirc;n-i şeriatı dairesinde tasarruf etmek gerektir.&amp;lt;/p&amp;gt;]]&amp;gt;</media:description>
   <media:thumbnail url="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/5e136a3bd-1.jpg" />
   </media:content>
   <guid>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=5e136a3bd</guid>
  </item>
  <item xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
   <title>İmanın Artsın İstiyorsan</title>
   <link>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=3947c6371</link>
   <description><![CDATA[<p><img src="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/3947c6371-1.jpg"  /></p><p>DOKUZUNCU KELİME: بِيَدِهِ الْخَيْرُ Yani: Her hayır, onun elindedir. Her yaptığınız hayrat, onun defterine ge&ccedil;er. Her işlediğiniz a'mal-i s&acirc;liha, yanında kaydedilir. İşte şu kelime, cinn &uuml; inse nida edip m&uuml;jde veriyor. Diyor ki: Ey b&icirc;&ccedil;areler! Mezaristana g&ouml;&ccedil;t&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z zaman, "Eyvah! Malımız harab olup, sa'yimiz heba oldu; şu g&uuml;zel ve geniş d&uuml;nyadan gidip, dar bir toprağa girdik." demeyiniz, feryad edip me'yus olmayınız... &Ccedil;&uuml;nki sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin m&uuml;k&acirc;fatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Z&acirc;t-ı Z&uuml;lcelal, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; &uuml;cret almağa gidiyorsunuz.<br /><br />&nbsp;Evet ge&ccedil;en baharın defter-i a'malinin sahifeleri ve hidematının sanduk&ccedil;aları olan tohumları, &ccedil;ekirdekleri muhafaza eden.. ve ikinci baharda gayet şaşaalı, belki y&uuml;z derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kad&icirc;r-i Z&uuml;lcelal; elbette sizin de netaic-i hayatınızı &ouml;yle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette m&uuml;k&acirc;fat verecektir.<br /><br />&nbsp;ONUNCU KELİME: وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Yani: O V&acirc;hid'dir, Ehad'dir, her şey'e kadirdir. Hi&ccedil;bir şey ona ağır gelmez. Bir baharı halketmek bir &ccedil;i&ccedil;ek kadar ona kolaydır. Cennet'i halk etmek, bir bahar kadar ona rahattır. Her g&uuml;nde, her senede, her asırda, yeniden yeniye icad ettiği hadsiz masnuatı, nihayetsiz kudretine nihayetsiz lisanlarla şehadet ederler. İşte şu kelime dahi ş&ouml;yle m&uuml;jde eder. Der ki:<br /><br />&nbsp;Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşuboşuna gitmez. Bir d&acirc;r-ı m&uuml;k&acirc;fat, bir mahall-i saadet senin i&ccedil;in ihzar edilmiştir. Senin şu f&acirc;ni d&uuml;nyana bedel, b&acirc;ki bir Cennet seni bekler. İbadet ettiğin ve tanıdığın H&acirc;lık-ı Z&uuml;lcelal'in va'dine iman ve itimad et. Ona va'dinde hulfetmek muhaldir. Kudretinde hi&ccedil;bir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine, acz m&uuml;dahale edemez. Senin k&uuml;&ccedil;&uuml;k bah&ccedil;eni halk ettiği gibi, Cennet'i dahi senin i&ccedil;in halk edebilir ve halk etmiş ve sana va'd etmiş. Ve va'dettiği i&ccedil;in, elbette seni onun i&ccedil;ine alacak.<br /><br />&nbsp;Madem bilm&uuml;şahede g&ouml;r&uuml;yoruz: Her senede, yer y&uuml;z&uuml;nde, hayvanat ve nebatatın &uuml;&ccedil;y&uuml;zbinden ziyade enva'larını ve milletlerini, kemal-i intizam ve mizan ile, kemal-i s&uuml;r'at ve s&uuml;huletle haşr edip, neşreder. Elbette b&ouml;yle bir Kad&icirc;r-i Z&uuml;lcelal, va'dini yerine getirmeye muktedirdir. Hem madem her senede, &ouml;yle bir Kad&icirc;r-i Mutlak, haşrin ve Cennet'in n&uuml;munelerini binler tarzda icad ediyor. Hem madem b&uuml;t&uuml;n semav&icirc; fermanları ile saadet-i ebediyeyi va'd edip, Cennet'i m&uuml;jde veriyor. Hem madem b&uuml;t&uuml;n icraatı ve şuunatı hak ve hakikattır ve sıdk ve ciddiyetledir. Hem madem &acirc;s&acirc;rının şehadetiyle, b&uuml;t&uuml;n kemal&acirc;t, onun nihayetsiz kemaline delalet ve şehadet eder. Ve hi&ccedil;bir cihette naks ve kusur onda yoktur. Hem madem hulf-&uuml;l va'd ve hilaf ve kizb ve aldatmak, en &ccedil;irkin bir haslet ve naks u kusurdur. Elbette ve elbette o Kad&icirc;r-i Z&uuml;lcelal, o Hak&icirc;m-i Z&uuml;lkemal, o Rah&icirc;m-i Z&uuml;lcemal va'dini yerine getirecek; saadet-i ebediye kapısını a&ccedil;acak, &Acirc;dem babanızın vatan-ı asl&icirc;si olan Cennet'e sizleri ey ehl-i iman idhal edecektir.<br /><br />&nbsp;ONBİRİNCİ KELİME: وَ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ Yani: Ticaret ve memuriyet i&ccedil;in, m&uuml;him vazifelerle bu d&acirc;r-ı imtihan olan d&uuml;nyaya g&ouml;nderilen insanlar; ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları g&ouml;nderen H&acirc;lık-ı Z&uuml;lcelal'ine d&ouml;necekler ve Mevl&acirc;-yı Kerim'lerine kavuşacaklar. Yani, bu d&acirc;r-ı f&acirc;niden gidip d&acirc;r-ı b&acirc;kide huzur-u kibriyaya m&uuml;şerref olacaklar. Yani, esbab dağdağasından ve vesaitin karanlık perdelerinden kurtulup, Rabb-i Rah&icirc;m'lerine makarr-ı saltanat-ı ebed&icirc;sinde perdesiz kavuşacaklar. Doğrudan doğruya herkes, kendi H&acirc;lıkı ve Mabudu ve Rabbi ve Seyyidi ve M&acirc;liki kim olduğunu bilecek ve bulacaklar. İşte şu kelime b&uuml;t&uuml;n m&uuml;jdelerin fevkinde ş&ouml;yle m&uuml;jde eder. Ve der ki:<br /><br />&nbsp;Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Otuzikinci S&ouml;z'&uuml;n &acirc;hirinde denildiği gibi: D&uuml;nyanın bin sene mes'udane hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat r&uuml;'yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir Cemil-i Z&uuml;lcelal'in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun. M&uuml;btela ve meftun ve m&uuml;ştak olduğunuz mecaz&icirc; mahbublarda ve b&uuml;t&uuml;n mevcudat-ı d&uuml;nyeviyedeki h&uuml;s&uuml;n ve cemal, onun cilve-i cemalinin ve h&uuml;sn-&uuml; esmasının bir nevi g&ouml;lgesi ve b&uuml;t&uuml;n Cennet, b&uuml;t&uuml;n letaifiyle bir cilve-i rahmeti ve b&uuml;t&uuml;n iştiyaklar ve muhabbetler ve incizablar ve cazibeler, bir lem'a-i muhabbeti olan bir Mabud-u Lemyezel'in, bir Mahbub-u L&acirc;yezal'in daire-i huzuruna gidiyorsunuz ve ziyafetg&acirc;h-ı ebed&icirc;si olan Cennet'e &ccedil;ağrılıyorsunuz. &Ouml;yle ise kabir kapısına ağlayarak değil, g&uuml;lerek giriniz.<br /><br />&nbsp;<br />Mektubat ( 228 )</p>]]></description>
   <pubDate>Sat, 12 Apr 2025 16:19:41 +0000</pubDate>
   <media:content medium="video" duration="4626"  type="video/x-flv"  height="401" width="638" >
   <media:player url="https://www.nurmedrese.com/players/flowplayer2/flowplayer.swf" />
   <media:title>İmanın Artsın İstiyorsan</media:title>
   <media:description>&amp;lt;![CDATA[&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/3947c6371-1.jpg&quot;  /&amp;gt;&amp;lt;/p&amp;gt;&amp;lt;p&amp;gt;DOKUZUNCU KELİME: بِيَدِهِ الْخَيْرُ Yani: Her hayır, onun elindedir. Her yaptığınız hayrat, onun defterine ge&amp;ccedil;er. Her işlediğiniz a&apos;mal-i s&amp;acirc;liha, yanında kaydedilir. İşte şu kelime, cinn &amp;uuml; inse nida edip m&amp;uuml;jde veriyor. Diyor ki: Ey b&amp;icirc;&amp;ccedil;areler! Mezaristana g&amp;ouml;&amp;ccedil;t&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;z zaman, &quot;Eyvah! Malımız harab olup, sa&apos;yimiz heba oldu; şu g&amp;uuml;zel ve geniş d&amp;uuml;nyadan gidip, dar bir toprağa girdik.&quot; demeyiniz, feryad edip me&apos;yus olmayınız... &amp;Ccedil;&amp;uuml;nki sizin herşey&apos;iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin m&amp;uuml;k&amp;acirc;fatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Z&amp;acirc;t-ı Z&amp;uuml;lcelal, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; &amp;uuml;cret almağa gidiyorsunuz.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Evet ge&amp;ccedil;en baharın defter-i a&apos;malinin sahifeleri ve hidematının sanduk&amp;ccedil;aları olan tohumları, &amp;ccedil;ekirdekleri muhafaza eden.. ve ikinci baharda gayet şaşaalı, belki y&amp;uuml;z derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kad&amp;icirc;r-i Z&amp;uuml;lcelal; elbette sizin de netaic-i hayatınızı &amp;ouml;yle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette m&amp;uuml;k&amp;acirc;fat verecektir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;ONUNCU KELİME: وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Yani: O V&amp;acirc;hid&apos;dir, Ehad&apos;dir, her şey&apos;e kadirdir. Hi&amp;ccedil;bir şey ona ağır gelmez. Bir baharı halketmek bir &amp;ccedil;i&amp;ccedil;ek kadar ona kolaydır. Cennet&apos;i halk etmek, bir bahar kadar ona rahattır. Her g&amp;uuml;nde, her senede, her asırda, yeniden yeniye icad ettiği hadsiz masnuatı, nihayetsiz kudretine nihayetsiz lisanlarla şehadet ederler. İşte şu kelime dahi ş&amp;ouml;yle m&amp;uuml;jde eder. Der ki:&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşuboşuna gitmez. Bir d&amp;acirc;r-ı m&amp;uuml;k&amp;acirc;fat, bir mahall-i saadet senin i&amp;ccedil;in ihzar edilmiştir. Senin şu f&amp;acirc;ni d&amp;uuml;nyana bedel, b&amp;acirc;ki bir Cennet seni bekler. İbadet ettiğin ve tanıdığın H&amp;acirc;lık-ı Z&amp;uuml;lcelal&apos;in va&apos;dine iman ve itimad et. Ona va&apos;dinde hulfetmek muhaldir. Kudretinde hi&amp;ccedil;bir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine, acz m&amp;uuml;dahale edemez. Senin k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bah&amp;ccedil;eni halk ettiği gibi, Cennet&apos;i dahi senin i&amp;ccedil;in halk edebilir ve halk etmiş ve sana va&apos;d etmiş. Ve va&apos;dettiği i&amp;ccedil;in, elbette seni onun i&amp;ccedil;ine alacak.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Madem bilm&amp;uuml;şahede g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz: Her senede, yer y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde, hayvanat ve nebatatın &amp;uuml;&amp;ccedil;y&amp;uuml;zbinden ziyade enva&apos;larını ve milletlerini, kemal-i intizam ve mizan ile, kemal-i s&amp;uuml;r&apos;at ve s&amp;uuml;huletle haşr edip, neşreder. Elbette b&amp;ouml;yle bir Kad&amp;icirc;r-i Z&amp;uuml;lcelal, va&apos;dini yerine getirmeye muktedirdir. Hem madem her senede, &amp;ouml;yle bir Kad&amp;icirc;r-i Mutlak, haşrin ve Cennet&apos;in n&amp;uuml;munelerini binler tarzda icad ediyor. Hem madem b&amp;uuml;t&amp;uuml;n semav&amp;icirc; fermanları ile saadet-i ebediyeyi va&apos;d edip, Cennet&apos;i m&amp;uuml;jde veriyor. Hem madem b&amp;uuml;t&amp;uuml;n icraatı ve şuunatı hak ve hakikattır ve sıdk ve ciddiyetledir. Hem madem &amp;acirc;s&amp;acirc;rının şehadetiyle, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kemal&amp;acirc;t, onun nihayetsiz kemaline delalet ve şehadet eder. Ve hi&amp;ccedil;bir cihette naks ve kusur onda yoktur. Hem madem hulf-&amp;uuml;l va&apos;d ve hilaf ve kizb ve aldatmak, en &amp;ccedil;irkin bir haslet ve naks u kusurdur. Elbette ve elbette o Kad&amp;icirc;r-i Z&amp;uuml;lcelal, o Hak&amp;icirc;m-i Z&amp;uuml;lkemal, o Rah&amp;icirc;m-i Z&amp;uuml;lcemal va&apos;dini yerine getirecek; saadet-i ebediye kapısını a&amp;ccedil;acak, &amp;Acirc;dem babanızın vatan-ı asl&amp;icirc;si olan Cennet&apos;e sizleri ey ehl-i iman idhal edecektir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;ONBİRİNCİ KELİME: وَ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ Yani: Ticaret ve memuriyet i&amp;ccedil;in, m&amp;uuml;him vazifelerle bu d&amp;acirc;r-ı imtihan olan d&amp;uuml;nyaya g&amp;ouml;nderilen insanlar; ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları g&amp;ouml;nderen H&amp;acirc;lık-ı Z&amp;uuml;lcelal&apos;ine d&amp;ouml;necekler ve Mevl&amp;acirc;-yı Kerim&apos;lerine kavuşacaklar. Yani, bu d&amp;acirc;r-ı f&amp;acirc;niden gidip d&amp;acirc;r-ı b&amp;acirc;kide huzur-u kibriyaya m&amp;uuml;şerref olacaklar. Yani, esbab dağdağasından ve vesaitin karanlık perdelerinden kurtulup, Rabb-i Rah&amp;icirc;m&apos;lerine makarr-ı saltanat-ı ebed&amp;icirc;sinde perdesiz kavuşacaklar. Doğrudan doğruya herkes, kendi H&amp;acirc;lıkı ve Mabudu ve Rabbi ve Seyyidi ve M&amp;acirc;liki kim olduğunu bilecek ve bulacaklar. İşte şu kelime b&amp;uuml;t&amp;uuml;n m&amp;uuml;jdelerin fevkinde ş&amp;ouml;yle m&amp;uuml;jde eder. Ve der ki:&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Otuzikinci S&amp;ouml;z&apos;&amp;uuml;n &amp;acirc;hirinde denildiği gibi: D&amp;uuml;nyanın bin sene mes&apos;udane hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat r&amp;uuml;&apos;yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir Cemil-i Z&amp;uuml;lcelal&apos;in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun. M&amp;uuml;btela ve meftun ve m&amp;uuml;ştak olduğunuz mecaz&amp;icirc; mahbublarda ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n mevcudat-ı d&amp;uuml;nyeviyedeki h&amp;uuml;s&amp;uuml;n ve cemal, onun cilve-i cemalinin ve h&amp;uuml;sn-&amp;uuml; esmasının bir nevi g&amp;ouml;lgesi ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Cennet, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n letaifiyle bir cilve-i rahmeti ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n iştiyaklar ve muhabbetler ve incizablar ve cazibeler, bir lem&apos;a-i muhabbeti olan bir Mabud-u Lemyezel&apos;in, bir Mahbub-u L&amp;acirc;yezal&apos;in daire-i huzuruna gidiyorsunuz ve ziyafetg&amp;acirc;h-ı ebed&amp;icirc;si olan Cennet&apos;e &amp;ccedil;ağrılıyorsunuz. &amp;Ouml;yle ise kabir kapısına ağlayarak değil, g&amp;uuml;lerek giriniz.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;&amp;lt;br /&amp;gt;Mektubat ( 228 )&amp;lt;/p&amp;gt;]]&amp;gt;</media:description>
   <media:thumbnail url="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/3947c6371-1.jpg" />
   </media:content>
   <guid>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=3947c6371</guid>
  </item>
  <item xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/">
   <title>Kendini Tanımak, Rabbini Bilmek</title>
   <link>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=7d352d89c</link>
   <description><![CDATA[<p><img src="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/7d352d89c-1.jpg"  /></p><p>Otuzbirinci Pencere<br /><br />لَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ فِى اَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ٭ وَ فِى اْلاَرْضِ آيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ وَ فِى اَنْفُسِكُمْ اَفَلاَ تُبْصِرُونَ<br /><br />&nbsp;Şu pencere insan penceresidir ve enf&uuml;s&icirc;dir. Ve enf&uuml;s&icirc; cihetinde şu pencerenin tafsil&acirc;tını binler muhakkik&icirc;n-i evliyanın mufassal kitablarına havale ederek yalnız feyz-i Kur'andan aldığımız birka&ccedil; esasa işaret ederiz. Ş&ouml;yle ki:<br /><br />&nbsp;Onbirinci S&ouml;z'de beyan edildiği gibi: "İnsan, &ouml;yle bir n&uuml;sha-i c&acirc;miadır ki: Cenab-ı Hak b&uuml;t&uuml;n esmasını, insanın nefsi ile insana ihsas ediyor." Tafsil&acirc;tını başka S&ouml;zlere havale edip yalnız &uuml;&ccedil; noktayı g&ouml;stereceğiz.<br /><br />&nbsp; BİRİNCİ NOKTA: İnsan, &uuml;&ccedil; cihetle esma-i İlahiyeye bir &acirc;yinedir.<br /><br />&nbsp; Birinci Vecih: Gecede zul&uuml;mat, nasıl nuru g&ouml;sterir. &Ouml;yle de: İnsan, za'f u acziyle, fakr u hacatıyla, naks u kusuruyla, bir Kad&icirc;r-i Z&uuml;lcelal'in kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini bildiriyor ve h&acirc;keza pek &ccedil;ok evsaf-ı İlahiyeye bu suretle &acirc;yinedarlık ediyor. Hatt&acirc; hadsiz aczinde ve nihayetsiz za'fında, hadsiz a'dasına karşı bir nokta-i istinad aramakla, vicdan daima V&acirc;cib-&uuml;l V&uuml;cud'a bakar. Hem nihayetsiz fakrında, nihayetsiz hacatı i&ccedil;inde, nihayetsiz maksadlara karşı bir nokta-i istimdad aramağa mecbur olduğundan, vicdan daima o noktadan bir Ganiyy-i Rah&icirc;m'in derg&acirc;hına dayanır, dua ile el a&ccedil;ar. Demek her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdad cihetinde iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k pencere, Kad&icirc;r-i Rah&icirc;m'in b&acirc;rig&acirc;h-ı rahmetine a&ccedil;ılır, her vakit onunla bakabilir.<br /><br />&nbsp; İkinci Vecih &acirc;yinedarlık ise: İnsana verilen n&uuml;muneler nev'inden c&uuml;z'&icirc; ilim, kudret, basar, sem', m&acirc;likiyet, h&acirc;kimiyet gibi c&uuml;z'iyat ile k&acirc;inat M&acirc;likinin ilmine ve kudretine, basarına, sem'ine, h&acirc;kimiyet-i rububiyetine &acirc;yinedarlık eder. Onları anlar, bildirir. Mesel&acirc;: Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve g&ouml;r&uuml;yorum ve onun m&acirc;likiyim ve idare ediyorum. &Ouml;yle de şu koca k&acirc;inat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, g&ouml;r&uuml;r, yapar, idare eder ve h&acirc;keza...<br /><br />&nbsp; &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Vecih &acirc;yinedarlık ise: İnsan, &uuml;st&uuml;nde nakışları g&ouml;r&uuml;nen esma-i İlahiyeye &acirc;yinedarlık eder. Otuzikinci S&ouml;z'&uuml;n &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Mevkıfının başında bir nebze izah edilen insanın mahiyet-i c&acirc;miasında nakışları zahir olan yetmişten ziyade esma vardır. Mesel&acirc;: Yaradılışından S&acirc;ni', H&acirc;lık ismini ve h&uuml;sn-&uuml; takviminden Rahman ve Rah&icirc;m isimlerini ve h&uuml;sn-&uuml; terbiyesinden Kerim, Latif isimlerini ve h&acirc;keza... B&uuml;t&uuml;n a'za ve &acirc;l&acirc;tıyla, cihazat ve cevarihiyle, letaif ve maneviyatıyla, havas ve hissiyatıyla ayrı ayrı esmanın ayrı ayrı nakışlarını g&ouml;steriyor. Demek nasıl esmada bir ism-i a'zam var, &ouml;yle de o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı a'zam var ki, o da insandır.<br /><br />&nbsp;Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid h&uuml;km&uuml;nde insan olmak ihtimali var!<br />S&ouml;zler ( 687 )</p>]]></description>
   <pubDate>Wed, 09 Apr 2025 18:25:05 +0000</pubDate>
   <media:content medium="video" duration="3142"  type="video/x-flv"  height="401" width="638" >
   <media:player url="https://www.nurmedrese.com/players/flowplayer2/flowplayer.swf" />
   <media:title>Kendini Tanımak, Rabbini Bilmek</media:title>
   <media:description>&amp;lt;![CDATA[&amp;lt;p&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/7d352d89c-1.jpg&quot;  /&amp;gt;&amp;lt;/p&amp;gt;&amp;lt;p&amp;gt;Otuzbirinci Pencere&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;لَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ فِى اَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ٭ وَ فِى اْلاَرْضِ آيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ وَ فِى اَنْفُسِكُمْ اَفَلاَ تُبْصِرُونَ&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Şu pencere insan penceresidir ve enf&amp;uuml;s&amp;icirc;dir. Ve enf&amp;uuml;s&amp;icirc; cihetinde şu pencerenin tafsil&amp;acirc;tını binler muhakkik&amp;icirc;n-i evliyanın mufassal kitablarına havale ederek yalnız feyz-i Kur&apos;andan aldığımız birka&amp;ccedil; esasa işaret ederiz. Ş&amp;ouml;yle ki:&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Onbirinci S&amp;ouml;z&apos;de beyan edildiği gibi: &quot;İnsan, &amp;ouml;yle bir n&amp;uuml;sha-i c&amp;acirc;miadır ki: Cenab-ı Hak b&amp;uuml;t&amp;uuml;n esmasını, insanın nefsi ile insana ihsas ediyor.&quot; Tafsil&amp;acirc;tını başka S&amp;ouml;zlere havale edip yalnız &amp;uuml;&amp;ccedil; noktayı g&amp;ouml;stereceğiz.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp; BİRİNCİ NOKTA: İnsan, &amp;uuml;&amp;ccedil; cihetle esma-i İlahiyeye bir &amp;acirc;yinedir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp; Birinci Vecih: Gecede zul&amp;uuml;mat, nasıl nuru g&amp;ouml;sterir. &amp;Ouml;yle de: İnsan, za&apos;f u acziyle, fakr u hacatıyla, naks u kusuruyla, bir Kad&amp;icirc;r-i Z&amp;uuml;lcelal&apos;in kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini bildiriyor ve h&amp;acirc;keza pek &amp;ccedil;ok evsaf-ı İlahiyeye bu suretle &amp;acirc;yinedarlık ediyor. Hatt&amp;acirc; hadsiz aczinde ve nihayetsiz za&apos;fında, hadsiz a&apos;dasına karşı bir nokta-i istinad aramakla, vicdan daima V&amp;acirc;cib-&amp;uuml;l V&amp;uuml;cud&apos;a bakar. Hem nihayetsiz fakrında, nihayetsiz hacatı i&amp;ccedil;inde, nihayetsiz maksadlara karşı bir nokta-i istimdad aramağa mecbur olduğundan, vicdan daima o noktadan bir Ganiyy-i Rah&amp;icirc;m&apos;in derg&amp;acirc;hına dayanır, dua ile el a&amp;ccedil;ar. Demek her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdad cihetinde iki k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k pencere, Kad&amp;icirc;r-i Rah&amp;icirc;m&apos;in b&amp;acirc;rig&amp;acirc;h-ı rahmetine a&amp;ccedil;ılır, her vakit onunla bakabilir.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp; İkinci Vecih &amp;acirc;yinedarlık ise: İnsana verilen n&amp;uuml;muneler nev&apos;inden c&amp;uuml;z&apos;&amp;icirc; ilim, kudret, basar, sem&apos;, m&amp;acirc;likiyet, h&amp;acirc;kimiyet gibi c&amp;uuml;z&apos;iyat ile k&amp;acirc;inat M&amp;acirc;likinin ilmine ve kudretine, basarına, sem&apos;ine, h&amp;acirc;kimiyet-i rububiyetine &amp;acirc;yinedarlık eder. Onları anlar, bildirir. Mesel&amp;acirc;: Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum ve onun m&amp;acirc;likiyim ve idare ediyorum. &amp;Ouml;yle de şu koca k&amp;acirc;inat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, g&amp;ouml;r&amp;uuml;r, yapar, idare eder ve h&amp;acirc;keza...&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp; &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; Vecih &amp;acirc;yinedarlık ise: İnsan, &amp;uuml;st&amp;uuml;nde nakışları g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen esma-i İlahiyeye &amp;acirc;yinedarlık eder. Otuzikinci S&amp;ouml;z&apos;&amp;uuml;n &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; Mevkıfının başında bir nebze izah edilen insanın mahiyet-i c&amp;acirc;miasında nakışları zahir olan yetmişten ziyade esma vardır. Mesel&amp;acirc;: Yaradılışından S&amp;acirc;ni&apos;, H&amp;acirc;lık ismini ve h&amp;uuml;sn-&amp;uuml; takviminden Rahman ve Rah&amp;icirc;m isimlerini ve h&amp;uuml;sn-&amp;uuml; terbiyesinden Kerim, Latif isimlerini ve h&amp;acirc;keza... B&amp;uuml;t&amp;uuml;n a&apos;za ve &amp;acirc;l&amp;acirc;tıyla, cihazat ve cevarihiyle, letaif ve maneviyatıyla, havas ve hissiyatıyla ayrı ayrı esmanın ayrı ayrı nakışlarını g&amp;ouml;steriyor. Demek nasıl esmada bir ism-i a&apos;zam var, &amp;ouml;yle de o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı a&apos;zam var ki, o da insandır.&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;nbsp;Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid h&amp;uuml;km&amp;uuml;nde insan olmak ihtimali var!&amp;lt;br /&amp;gt;S&amp;ouml;zler ( 687 )&amp;lt;/p&amp;gt;]]&amp;gt;</media:description>
   <media:thumbnail url="https://www.nurmedrese.com/uploads/thumbs/7d352d89c-1.jpg" />
   </media:content>
   <guid>https://www.nurmedrese.com/watch.php?vid=7d352d89c</guid>
  </item>
 </channel>
</rss>